Senin hayatın, dilediğin gibi yaşa gönlünden geçeni yap
Ama yaptığın herşeyin hesabını vereceğin zamanı unutma...

Umutsuzluk her yanı kuşattığında, umudun vakti gelmiş demektir.

Yetiş & Yetiş Hayata dair...

2/5/2008 - Züğürt Tesellisi

İngiliz yazar Wilson, "Harpte Harp Filoları" adlı eserinde 18 Mart hücûmu bahsine şu mütâlaalarla son verir:

 

"Eğer teşebbüs edilecek harekât evvelden inceden inceye ce daha esaslı bir şekilde hazırlanmış olsaydı, eğer gemilere daha fazla miktarda cephâne verilmiş bulunsaydı, eğer hücûmun başlangıcında fazla miktarda büyük ve kuvvetli mayın aracı ve tarayıcı tekne elde edilseydi ve eğer paravana âleti bu hücûm sırasında mevcut olup da bundan istifade olunabilseydi boğazların zorlanıp geçilmesi mümkün telakkî edilebilirdi..."

 

Bu ingiliz yazarının "eğer"lerine İranlıların şu meşhur atasözü uygun düşer:

 

Eğer-râ bâ-"meğer" izdivâc dâdend

Ez-îşân peççe-şüd, "Köşkî" nâm"

 

Yâni, "Eğer" ile "meğer"i evlendirdiler, onların "keşke" adlı bir çocukları oldu.  

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/4/2008 - Delinin Veliye Tavsiyesi

Beyazid-i Bestami hazretlerî. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor.

Tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüyor:

-Ne yapıyorsun?

Hizmetçi:

-Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.

-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?

-Hastalığını söyle.

-Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum.

-Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum.

Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli, (!) Beyazid-i Bestamî hazretlerine:

-Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.

Beyazid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:

-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi.

Deli (!) şu ilâcı tavsiye etti:

-Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalp havanında Tevbhît tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşlarıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye. O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.

Bu güzel ilâcı öğrenen Beyazid hazretleri:

-Hey gidi dünya hey! Demek, seni deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2007 - Yolunuzdaki Engeller

     Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereden izlemeye başlamış. Bakalım neler olacak diye?

 

     Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirmiş; "halkından bu kadar çok vergi alıyor, ama tutamıyor" diye.

 

     Sonra bir köylü çıkagelmiş. Saraya meyve ve sebze getiriyormuş. Sırtındaki küfeyi yere indirerek ikieliyle kayayı itmeye başlamış. Sonunda kante içinde kalmış, ama kayayı da yolun kenarına itmeyi başarmış. Tam küfesini sırtlanmak üzereyken kayanın eski yerinde bir keser görmüş. Açıp baktığında kesenin altın dolu olduğunu görmüş. Bir de kralın notu varmış içinde.

 

     -"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyormuş notta.

 

Köylü bu gün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

 

"Karşımıza çıkan her engel, yaşam koşullarımızı daha iyileştirecek bir fırsattır."   

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2006 - İşte Türk'ün Farkı

Bir Fransız, bir İngiliz, bir Alman, bir Rus, bir İranlı, bir hollandlı ve bir Türk barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeye...

İngiliz, "Arkadaşlar" demiş,

-"Bizim biramız çok meşhurdur. Harika biralar üretiriz, içmeye doyamazsınız."

Fransız hemen girmiş konuya,

-"Bizim kızlarımız meşhurdur..." demiş, "Öpmeye kıyamazsınız."

Alman içini çekip

-"Hey gidi memleketim..." demiş, "Öyle arabalar üretiriz ki binmeye doyamazsınız."

Hollandalı atılmış,

-"Evlerimiz..." demiş, Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..."

Rus da, "Bizim en meşhur şeyimiz, övüncümüz KGB'dir..." demiş, Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır..."

Söz ona gelince İranlı "halılarımız..." demiş, Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..."

Sonra hepsi birden suskun suskun oturan Türk'e dönmüşler.

Türk onlara sakin sakin bakmış ve gülerek söze başlamış:

-"Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur!.." demiş.

-"Öyleki, alır Fransızın kızını, içer ingilizin birasını, atar kızı Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerine; değil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz..."    

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/10/2006 - Yılanla Dostluk

   Adamın biri, bir yılanla arkadaşlık kurar; adam yılanı çok sever. Ona, her gün bir tas süt içirir. Arkadaşlıkları bu şekilde aylarca devam eder. Fakat, günlerden bir gün yılan değilmi, yılanlık damarı tutmuş. Adamın oğlunu sokarak öldürmüş. Zavallı adam gelir ve bir bakar ki, oğlu ölmüş. Yılan da biraz ötede. Adam;

-Yazıklar olsun!

diyerek yılanın kafasını ağır şekilde yaralamış.

Ağlayarak oğlunu kapısının önüne gömmüş. Aradan yıllar geçer ve adam derki:

-Yılan kardeş gel seninle eskisi gibi dost olalım.

Yılan kafasını kaldırarak,

-Ah... Ah... der,

-Bu yara benim kafamda, o mezar senin kapındayken seninle artık dost olmamız mümkün değildir.

 

Bir söz var ya "dost olduğunuz kişilere dostlukta ve düşman olduğunuz kişilerle düşmanlıkta ölçülü olunuz. Zira gün gelir dostunla düşman, düşmanınla dost olursan yaptıklarından ve söylediklerinden utanmayasın." 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Free Web Counters
Hit Counter

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Denizin güzellikleri

Arkadaşlarım

erdemersin
nesrin32
blogekle
visne
blackmezig
visnerengi
serbestxp
masterpiece
yorgunasker13
sadakat
barbie01
ebrar06
sonnur
BibiS
ozleminsitesi
nesee
Kleopatra81
naribeyza
ebayar28
cicibisiiy
elki
aydogan
onurhan1907
karamelek38
erdemselvi
ERKEK
emir35
dosteller
zamanbitiyor
Genel Haberler
TV'de Bugün
Türkçe - Ýngilizce Sözlük
ç - ý - ð - ö - þ - ü
Kelime:
Türkçe'ye İngilizce'ye
Günlük Burç
Webmasterim.Com
Tıklayın Sitenizi Tanıtın...